4 Ekim 2017 Çarşamba

İvme - Yusuf İkbâl

(Karanfil Fanzin'in 23. sayısında yayınlanmıştır.)

Dikildi göğsüme bir zaman baldıran, göğsümde bir zaman hezaren,
zehir oldu ve kuruldu dünyanın zembereği oklarla ben işaret olunurken.
her zaman bir sır ile gerildi yay Adem’den bu yana gelinirken,
rüzgar ekildi, post delindi, kaza denildi, elimizden bir şey gelmedi,
vadiysek de her ne kadar sulardan başka şeyleri yutmaya elimizden bir şey gelmedi.

Zafer aldım, nara attım bahtımın mahzenlere indiği yere giderek,
muhbirler habersiz yaşadı benden, iltica edene dek.
bir atın hızlı yürüyüşü ile filizlendi eşkinciler yunan görülene dek,
kurşun uçtu, süngü kırıldı, seyrettik meydan muharebelerini, elimizden bir şey gelmedi,
kara tahtalar önünde vaka-ı hayriyye ne hayır getirdi bunu hiç bilemedik.
Sonra sustum ve belledim göğü gösterilenden ibaret olarak,
yürüdüm ama hiçbir zaman firak makamına erişemeyerek.
mintanlara ve esvaplara değdi hepsine yel eserek
ama bir tek senin kurşuni harmaninden yayıldı gönle inşirah.
Irgatlar gibi bekliyorum, devrilecek bir iskeletle ayakta kuruluyum
ama bir omurgam var diyorum, karşı durabilirim diyorum dik başımla
vazgeçiyorum artık ikinci tekil şahıslardan ama sen yine de cevap ver.
anımsar mısın eğeri yutulmuş gümüşi yeleli atlardan konuştuğumuzu,
hatırlar mısın seni ve tütünü son soluyuşumu, ciğerlerimin böylece soluşunu.
çay tarlalarında hasat ederken değil, fabrika bacası dibinde boğulurken oldu bu.

Fakat geçti artık kuru günleri duvarların, çiviler parıldıyor şimdi eşkalimizde,
geçti körpe gençliğimin hiçciliği, her an lüzumsuzca parlayan ayrıksılığı.
boyun bükerek sürdürüyorum artık çamurlardan geçişimi,
rüzgar esti saçımın yönü değişti şimdi, ismim hala aynı mı mezarlıklar
ardında?
savruldu artık zifiri sarığım,
artık bildim günün doğusunu, batısını ve yükseltisini.
şimdi gece damlar kan parlar, ak ay, parlak al şal, gök manzara,
arş kesilir kızıllığından, al ay, parlak gök şal, ak manzara,
umman taşınır berraklığından, gök ay, parlak ak şal, al manzara.

şimdi, ol muhtelif karanlıklardan
ol şimdi bu şehrin ıssızlığından, bir ses ol
güneşi ve ayı elinde tutmak arzularından
 ol şimdi delici bir bağırış.

şakk-ı kamerden sonra artık bölük de dünya,
şimdi ak da bir kara da bir.
şimdi çık o bütün karanlığından
tamam eyle bütün çukurları şimdi,  şimdi bağırgan.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder