4 Ekim 2017 Çarşamba

Bir Yol Öyküsü - Tuncel Ergün

(Karanfil Fanzin'in 23. sayısında yayınlanmıştır.)

Şimdi ne yapıyorlar acaba? Diye düşündü çocuklarını düşünerek. Araba, kıvrım kıvrım oto yolda, yaz aylarının en sıcak günlerinin yaşandığı şu günlerde yağ gibi akıp gidiyordu. Arkadaki araçta bir çift, ilk sessizliği kim bozacak diye düşünüyor, ikisi de bir şey söylemeye cesaret edemiyordu. Öndeki, radyo kanallarını gezdiyse de istediğini bulamadı. İstediği neydi ki? Hasret mi? Özlem mi? Zor olan yol değildi. Zor olan teklikti. Kaldı ki ne kadar arzu etmişti yolu. Zaten varılmak değil miydi sonuç. Beklediklerini bilmek. Belki ulaşılamayacaktı ama yolculuğun baş kuralı da bu değil miydi? Yola çıkmaya gör,diye düşündü. Birçok bilinmezin altına imzanı atıyorsun. Bir sigara yaktı.

- Benim huyumu bildiğin halde uzattıkça uzatıyorsun. Dedi adam.
- Ben mi? Ben mi uzatıyorum?
- Bak aynısını yapıyorsun. Yahu, bir sus kadın sus!
- Kırk senedir susuyorum ne oldu koca bir hiçç.. diye söylendi kadın.

“Bir dağ yıkılır, bir çiçek susuzluktan ölür… Ömür ne yahu? Nasıl bir çiledir bu?” diye düşünürken adam, kadın ise; “kendim ettim kendim bulmayacağım artık” diye düşünüyordu. Düşünüyordu da çok geç kaldığının farkındaydı.

- Suyu uzatsana, dedi kadın.
- Karnın acıktı mı, ileride senin sevdiğin şiş kebapçılar var, dedi adam.

Otobandayız öndeki de niye gaza basmaz ki diye düşündü, gaz pedalına basarken.
Tek başına yolculuk yapan sigaranın dumanını yan pencereden atarken, arkadaki solladı.
Şimdi, dedi tek başına olan “tam yalnızım”…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder